Ücretten Yapılan Özel Kesintiler
Ücretten Yapılan Özel Kesintiler

Ücretten Yapılan Özel Kesintiler

Ücret ve ek kazançlar işverenin cebinden çıktığı tutarla, işçinin cebine girmiyor. Çalışanın sigortalılığı ve “vatandaş”lığı ücret kazancından sigorta ve vergi ödenmesini gerektiriyor. Bunlar, çalışanın ücretinin içinden, işveren tarafından kesilerek ilgili kurumlara ödeniyor. Yasalarla düzenlenen bu kesintiler dışında, özel durumlardan kaynaklanan kesintiler de ortaya çıkabilir. Bunlar çalışanın borcundan dolayı oluşan maaş haczi olabileceği gibi, yaptığı işin olağan akışından kaynaklanan hasar ve kayıplar da olabilir. Bu kesintiler, işe veya mesleğe göre farklı örneklerle çoğaltılabilir. Bu yazımızda, yasal dayanağı olmayan ve sık karşılaşılan özel kesintilerden bahsedeceğiz.

İşçinin, emeği karşılığı kazandığı ücreti kutsaldır. İşveren kendi kararı ile işçinin ücretini eksiltemez, miktarını azaltamaz. Ücretle ilgili işçi aleyhine yapılacak azaltma ve eksiltmelerde mutlaka işçinin rızası olması gerekiyor. Ayrıca, bu konu ile ilgili Borçlar Kanunu hususlarından biri, işçinin işverene olan borcunun, işverenin işçiye ödemekle yükümlü olduğu ücretle takas edilemeyeceğidir. İşçinin rızası olmadan, ücretinden bu kesintilerin yapılması, ücretin eksik ödenmesi anlamına gelir. Bazı şartlarda, işçi eksik ödenen ücreti nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir. Özel durumlara ilişkin yasada yer almayan kesintilerde genel baskın görüş, bir mahkeme kararı olmadan işçinin ücretinden hiçbir borcun/zararın tahsil edilemeyeceği yönündedir.

Yasada belirlenmemiş konularda işçinin ücretinden kesinti yapmak isteyen işverenler, bahsedilen bu hususlara dikkat etmelidir. Bu kesintiler yerine izlenebilecek bir başka yol da; ücret kesme cezasıdır. Bu hak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 38. maddesinde düzenlenmiştir. İşveren, iş yerinde bir disiplin sağlanmak istiyorsa, hangi şartlarda bu cezanın verileceğiyle ilgili işçileri önceden bilgilendirmek şartıyla, “ücret kesme cezası” uygulayabilir. İşçinin aylık ücretinin en fazla 2 günlük tutarı kesilebilir. Kesilen tutarlar ise Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bildirdiği hesaba yatırılır.

İcra Kesintileri ve Nafaka

Çalışanın ödemediği borçlarının İcra Müdürlüğü tarafından işverenine yönlendirilmesi ile maaş haczi süreci başlatılmış olur. Borçlu olan işçidir fakat borcun ücretten tahsil edilmesinden işveren sorumludur.

Nafaka ödemeleri ve icra dairesi yoluyla gönderilen borçlar, işçinin ücretinden kesilmesi gereken yasaya uygun kesintilerdir. Nafaka tutarı net olarak mahkeme kararı ile tespit edilir. Bu konuda ücretten kesilecek rakamın tespiti, işçi ya da işverene bırakılmamıştır. Ama diğer borçlar için oluşmuş maaş haczi, işçinin asıl ücretinin 4’te 3’ü korunarak yapılabilir. İşçinin borçlarına karşılık aylık ödemelerde, en fazla asıl ücretinin net kısmının ¼’ü haczedilebilir.

Özel Sigortalar

Sıkça karşımıza çıkan uygulamalardan biri de, işçi ve işverenin çift taraflı özel sigorta ödemeleri. İşveren, çalışanı adına sigorta şirketlerine özel sağlık sigortası veya bireysel emeklilik katkı payı ödeyebilir. Bunun bordrodaki yeri, çalışanın toplam kazançlarıdır. Bu tarz sigorta ödemeleri, çift taraflı olarak yapıldığında, yani işverenin payı ile birlikte işçinin de ödemesi gereken bir pay belirlenmişse; bu tutarlar çalışanın rızası ile net ücretinden kesilerek sigorta şirketine gönderilebilir. Sigortalının şahsı ya da eşi-çocukları için ödeyeceği özel sağlık sigortası ve BES tutarlarının, kendi onayı ve isteğiyle ücretinden kesilmesi mümkündür.

Kasa Açığı ve Eksik Ürün

İş yerlerinde kasadan, gişeden, hazineden, para alışverişinden sorumlu olan kişilere genellikle kasa tazminatı ödenir. Bu tazminatın amacı bu riski taşıyan işçileri desteklemektir. Fakat işverenlerin birçoğu kasa tazminatı ödediğinde, çalışanın ücretinden kasa açıklarının tahsil etmesinde sakınca olmadığını düşünür. Oysa bu hatalı bir varsayımdır.

İşçinin kusurundan oluşacak kasa açıkları elbette çalışandan tahsil edilebilir. Bu, kusurun kesin olarak tespit edilebildiği ve işçinin bunu kabul ettiği durumlar için geçerlidir. Fakat tahsilat noktasında, açığı çalışanın ücretinden direkt olarak mahsup etmek yerine, tutarı “çalışanın iş yerine ödemesini talep etmek” en doğru uygulamadır.

Kasa açığı, ürün eksikliği gibi durumlara sebebiyet veren olaylar birçok nedene dayanabilir. Bu konulardaki uyuşmazlıklar işçi ve işveren tarafından anlaşmaya varılamamışsa, mahkemeler yoluyla çözüme kavuşturulur. İşçinin kusurlu görüldüğü konularda bile, kesin tespit gerekir. Kasanın bozuk olması, sayımın sorumlu işçi yokken yapılması, teknik sorunlar, işçinin izin kullanmaksızın/molasız çalıştırılması nedeniyle hataya açık olması gibi Yargıtay kararları da incelendiğinde, her olayın kendi özelinde farklı sonuçlar doğurabildiğini görüyoruz.

Kasa açığı oluştuğunda tutanak tutulmalı, sayım işlemleri olay anında ve kasadan sorumlu olan kişi gözetiminde yapılmalıdır. Ardından sorumlu kişilerin mutlaka savunması alınmalıdır.

Trafik Cezası

İşçinin şirket aracını kullanırken, trafik kurallarını ihlal ederek trafik cezasına çarptırılması sık karşımıza çıkan durumlardandır.

Yaygın uygulamalarda, iş sözleşmesi imzalanırken ya da zimmet sözleşmesi yapılırken, araç kullanacak kişilere bu konularda nasıl bir prosedürün olduğu açıklanır ve bu konuda anlaşılır. Fakat ceza söz konusu olduğunda bazı uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir. Trafik cezasının, işçinin savunması alınmadan, sözleşmesinde belirtilmeden ve işçiden onay alınmadan ücretinden kesilmesi yanlış bir uygulama olacaktır.

İşçinin cezaya sebebiyet veren konuyla ilgili açıklamaları, kimi durumlarda cezanın sorumlusunun değişmesine neden olabilir. Örneğin, işçinin günün tamamına yakınında araç kullanması, aralıksız mesaileri ve insan takatini aşan çalışma temposu; işçinin trafik cezası ile ilgili sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek unsurlardır. Araç bakımlarının şirket tarafından düzenli yaptırılmaması, arızaların giderilmemesi gibi teknik sorunlar da sebep olmuş olabilir. Olayların detaylı araştırılması, işçinin de hatasını kabul ederek rıza vermesi sonucu, ceza tutarının işçiden talep edilmesi uygundur. İşçi iş sözleşmesinde trafik cezası ile ilgili kesintilere onay vermiş olsa bile, her trafik cezası oluştuğunda, işçiden o konu kapsamında yeniden onay alınması şarttır.

Limit Aşımı (Telefon, İnternet, Benzin vs.)

İşçilere işin gereği bazı imkânlar tanıyan, iş malzemeleri sağlayan işverenler telefon, internet, benzin gibi hizmetlerde limit belirleyebiliyor. Örneğin, telefon kullanılan bir iş için, işçiye bu temin edilirken dakika limiti konulmuş olabilir ya da işçiye işinde kullanmaya yetecek kadar kilometre sınırı konulabilir. Bu sınırlar aşıldığında işveren, iş yerinin zarara uğratıldığını varsayarak işçiden kesme yoluna gitmek isteyebilir.

Tıpkı trafik cezalarında olduğu gibi, bu konuda da işçinin onayı olması şarttır. Bu onay her durumda işçinin savunması alınarak gerçekleştirilmelidir. Onay verse bile, ücretinden yapılan kesintiler dava konusu olduğunda, işçinin değil işverenin haksız görüleceği konularla da karşılaşmak mümkündür. En doğru yol, işçinin açık ihmali varsa tutarın işçiden talep edilmesidir, işçinin kabul etmediği durumların ise yargıda açıklığa kavuşmasıdır.

Yol Açılan Maddi Hasarlar

Borçlar Kanunu’nda; “ücretin korunması” başlığı altındaki 407. maddesinde “işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.” denmiştir. Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesinde, işçinin kasten verdiği zararlardan doğan işveren alacaklarının ücretten kesilebileceği ifade edilmiştir. Fakat kesinti tutarının, maaş haczinde olduğu gibi ücretin 4’te 1’i kadar olabileceğine hükmetmiştir. Fakat bunun en önemli şartı olarak “bir yargı kararı” olmasını koşmuştur. Sonuç olarak, mahkeme kararı olmaksızın  işçinin yarattığı zararın tahsil edilmesi yasaya uygun değildir.

İşçinin yol açtığı büyük hasarlar, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi sonucunu da doğurabilir. Bunun gerçekleşebilmesi için, hasarın işçinin işi savsaması ya da kasıtlı davranışları nedeniyle oluşmuş olması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu madde 25’te:

“ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” durumunun işveren tarafından haklı fesih gerekçesi olduğuna hükmedilmiştir.

İhbar Tazminatı

Hakkında Datassist Admin

Göz atın

Ücret Kesme Cezası Nedir?

Ücret Kesme Cezası Nedir?

Ücret Kesme Cezası 4857 sayılı İş Kanunumuzun 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bir işçiye ücret kesme cezasının …

1 yorum

  1. Hülya Türkeç

    Kesintiler agi hariç yapılabilmektedir. Bu detayı sunumunuza eklemekte fayda olacağını düşünüyorum.

    Teşekkürler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir