Ana Sayfa / Sizin Sorduklarınız / Ramazan Ayında Çalışanlara Ayrımcılık Yapılması

Ramazan Ayında Çalışanlara Ayrımcılık Yapılması

İş hayatında işçi işveren arasında bir takım uyuşmazlık yaşanmaktadır. Özellikle de Ramazan ayının yaklaşması ile ziyaretçilerimiz daha önce yaşadıkları bazı sıkıntılar konusunda bizlerden yol göstermemizi istemektedir. Ramazan ayında işyerlerinde oruç tutan çalışanlara yemek ücretinin verilmediği, tutamayan işçiye verildiği vb. birçok ayrımcılık içeren konuda sorular almaktayız. Bu durumu, çalışma hayatımızı düzenleyen temel kanun olarak bildiğimiz 4857 Sayılı İş Kanunu ve diğer Kanunlar açısından irdeleyeceğiz.

İŞ KANUNUNDA AYRIMCILIK YASAK

4857 Sayılı İş Kanunun eşit davranma ilkesinin düzenlendiği 5. maddesinde ” İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.

İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.

Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz…”

AYRIMCILIK İSPAT EDILIR İSE TAZMINAT HAKKI BULUNMAKTADIR

4857 Sayılı Kanun madde 5’e aykırı bir şekilde, iş ilişkisinde veya sona ermesinde davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 Sayılı Sendikalar Kanununun 31. maddesi hükümleri saklıdır.

Bu tazminatın alınması, ayrıca kıdem ve ihbar tazminatlarının da alınmasına engel teşkil etmeyecektir.

KARŞILIKLI İSPAT GEREKLIDIR

4857 Sayılı İş Kanunu 20. madde “Fesih bildirimine itiraz ve usulü başlıklı madde gereği, İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür” hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.” hükmü yer verilmiştir.

Her Farklılık Ayrımcılık Mıdır?

5. maddede bahsedilen ayırım sınırlı tutulmamıştır. Sayılan haller dışında veya bir neden olmadan yapılan ayırımda eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelecektir. İşveren, işçiler arasında haklı sayılabilecek objektif bir neden bulunmadıkça ayrım yapamaz. Ayırım somut yetenek ve niteliklere sahip işçiler arasında yapılabilir. Aksi hali, 5. maddenin ihlali anlamına gelecektir.

İşverenler ihtiyaçlarını karşılaması için personellerinden bazılarına görevleri gereği yemek ücreti verebilir. Fakat dini inanışının gereği oruç tuttuğu için bir işçiye diğer işçilerinden farklı davranması İş Kanununun 5. maddesine aykırılık oluşturacaktır.

 

Hakkında Datassist Mevzuat Kulübü

Göz atın

İş Kanunu İdari Para Cezaları 2017

İş Kanunu İdari Para Cezaları 2017

4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin yerine getirilmemesi durumuna ilişkin İdari Para Cezaları 2017 yılı rakamları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir