Huzur Hakkı Ödemesi Nedir?
Huzur Hakkı Ödemesi Nedir?

Huzur Hakkı Ödemesi Nedir?

Huzur hakkı ödemesinin ne olduğu, kimleri kapsadığı, hangi şartlarda huzur hakkı ödenebileceği ve huzur hakkı ödemesinin bordro uygulamasında nasıl hesaplandığına ilişkin özellikle son zamanlarda pek çok soru ile karşılaşılmaktadır. Bu doğrultuda ilgili yazımızda huzur hakkı tanımlaması ve ödeneğinin yasal dayanaklarına ve bordro uygulamasında huzur hakkından hangi kesintilerin yapılması gerektiğine ilişkin bilgilere yer verilecektir.

Huzur Hakkı Nedir?

Huzur hakkının en temel tanımı Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde “Belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenen para, hakkıhuzur” şeklinde yapılmıştır. Aynı zamanda çeşitli Yargıtay Kararları ile Türk Ticaret Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu’nda huzur hakkına yer verilerek yasal sınırları oluşturulmuştur.

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu (GVK) 61. maddesinde ücret; “Ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler” olarak tanımlanmıştır. İlgili maddenin 4. fıkrasında ise; “Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatler” ödemeler de ücret sayılmıştır. GVK ücret tanımlamasına göre çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar de ücret olarak değerlendirilmiştir. Buradan anlaşılacağı gibi, GVK’ye göre huzur hakkı bir ücret olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla huzur hakkının vergilendirilmeye tabi tutulması gerektiği açıktır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi tarafından 2010/5400 Esas ve 10.05.2010 tarihinde verilen 2010/5060 sayılı Yargıtay Kararında, yapılan belli bir işin karşılığında ve diğer yöneticilere verilmezken tek bir yöneticiye verilecek ödeneğin huzur hakkı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. Bir başka Yargıtay Kararında, -Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 2014/15625 Esas ve 27.10.2015 tarihinde verilen 2015/30078 sayılı Karar’da- huzur hakkı adı altında ödenek verilebilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) yer verildiği şekliyle bu ücretin oluşması gereklidir.

TTK’nin 394. maddesine göre, yönetim kurulu başkan veya üyelerine yapılan huzur hakkı ödemesine genel kurul kararlarında veya esas sözleşmede yer verilmesi gerekir; “Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.” İlgili maddenin gerekçesine göre, TTK’ye göre sözleşmede aksi belirtilmediği takdirde, yönetim kurulu üyelerinin toplantılara katılmaları nedeniyle huzur hakkı ödeneği almalarında bir engel yoktur.  Yönetim kurulu üyelerine yapılacak huzur hakkı ödemelerinin mali mevzuata ve şirketin mali durumuna göre belirlenmesi gerekir.

Ayrıca, TTK’nın 516. maddesinin 2. fıkrasının b bendinde; ‘’Yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticilere ödenen ücret, prim, ikramiye gibi mali menfaatler, ödenekler, yolculuk, konaklama ve temsil giderleri, ayni ve nakdi imkanlar, sigortalar ve benzeri teminatlar,’’ şeklindeki ödemelerin yönetim kurulu tarafından hazırlanan yıllık faaliyet raporunda yer alması gerektiği belirtilmiştir.

Huzur Hakkı Kimlere Verilir?

Huzur hakkı ödemesi en genel anlamda tüzel olarak şirketlere ve şahsi olarak şirket ortaklarına yapılır. Şirketin anonim şirket olması durumunda yönetim kurulu üyelerine, limited şirket olması durumundaysa şirket ortakları ile şirket müdürüne huzur hakkı ödenir. TTK’ye göre anonim şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapılan ödemeler ile limited şirket ortaklar kurulu tarafından belirlenen limited şirket müdürlerine yapılan ödemeler de huzur hakkı olarak nitelendirilebilecektir.

Türk Ticaret Kanunu’nda anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine ödenebilecek olan huzur hakkından bahsedilirken, limited şirketler için müdür sıfatına sahip ortaklar ve müdür olmayan ortaklar hakkında huzur hakkına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Anonim şirketlerdeki Yönetim Kurulu üyelerine benzeyen müdür sıfatına sahip limited şirket ortaklarına huzur hakkı ödeneceğine dair esas sözleşmede bir düzenleme yapılmasında engel de bulunmamaktadır. Ancak, müdür olmayan ortaklara huzur hakkı ödenmemesi gerektiği görüşü mevcuttur. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 14.04.2003 tarihli ve B.07.4. DEF.O.I6.11;GVK:190-03-21 sayılı özelgede, limited şirketlerde müdür olmayan şirket ortaklarına huzur hakkı ödenemeyeceği belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, vergi kanunu açışından bakıldığında, herhangi bir engel olmadığı için limited şirketlerde müdür olmayan ortaklarda huzur hakkı alabilmektedir.

Yönetim kurulu üyesinin huzur hakkı ödeneği alabilmesi için şirket sözleşmesinde bu konunun belirtilmiş olması gerekir. Karar defterinde karara bağlanmış olması da yeterli olacaktır ve ayrıca noter tasdikine gerek kalmayacaktır. Ancak bir şirketin birden çok ortağının olması durumunda kararın noter tarafından tescillenmesi ileride doğabilecek sorunlara karşı koruyucu olacaktır.

Huzur Hakkı Nasıl Hesaplanır?

TTK’nın 394. maddesinde ‘’Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir’’ ibaresi yer almaktadır. TTK’nın 333. maddesi uyarınca huzur hakkı ödemesineilişkin esas sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadığı ve genel kurul kararında kaldırılmadığı ve değiştirilmediği sürece huzur hakkı ödemesi yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Anonim şirket esas sözleşmesine konulacak bir hükümle veya genel kurul kararıyla yönetim kurulu üyelerine katıldıkları her toplantı için bir ücret ödenebileceği gibi belirli dönemlerde (aylık/yıllık) ücret ödenmesi de kararlaştırılabilir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/b-3 maddesi uyarınca, anonim şirketlerin yönetim kurullarında görev alan ortakları 4/b sigortalısı sayılmakta ve bu kapsamdaki kişilerin iş akdine bağlı bir işçi-işveren ilişkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu kapsamdaki kişilere ödenecek huzur hakkından sigorta primi kesilmeyecektir. Bu kapsamdaki kişilere her ay bordro düzenlenip vergi dilimlerine göre gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir. Yıl içinde ücretli çalışan da olsa, aynı işverene ait çalışanın gelir vergisi matrahı (GVM) varsa, çalışanın GVM dikkate alınarak vergi kesintisi yapılmalıdır.

Hem yönetim kurulu üyesi hem de şirket çalışanı olan kişiler içinse bordro düzenlenirken, aynı zamanda yönetim kurulu olarak kendilerine huzur hakkı ödemesi yapılmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 238. maddesi uyarınca, GVK’ya göre ücret kabul edilen huzur hakkı ödemeleri için de ‘’bordro’’ düzenlenmesi gerekmektedir. Bu kişiler, aynı zamanda şirket çalışanı olduklarından ötürü 4/a kapsamında aldıkları ücretten sigorta primi kesintisi yapılmaktadır. Dolayısıyla ayrıca almış oldukları huzur hakkı ödemeleri için herhangi bir sigorta kesintisi yapılmaması gerekir.

Huzur hakkı ödemesinden vergi dilimlerine göre gelir vergisi ve damga vergisi kesilmektedir. Huzur hakkı ödeneğine uygulanacak gelir vergisi artan oranlıdır. Huzur hakkı öncelikle brütleştirilir ve brüt huzur hakkı üzerinden gelir vergisi ile damga vergisi kesilir. Sonraki ayın muhtasar beyannamesinde 012 -Diğer ücretler kısmında beyan edilerek tahakkuk ettirilir.

Huzur hakkından kesilecek olan damga vergisi oranı ise 2022 yılında da binde 7,59 olarak belirlenmiştir. Yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapılan brüt huzur hakkı tutarı üzerinden binde 7,59 oranında damga vergisi kesilmesi gerekmektedir.

2022 yılında belirlenen asgari ücret istisnası kapsamında ise, asgari ücret istisnası düşülerek huzur hakkı ödeneğinden gelir vergisi ve damga vergisi kesilmelidir. TTK uyarınca bir kişinin birden fazla yönetim veya denetim kurulu üyesi olması durumunda birden fazla işverenden huzur hakkı geliri sağlaması da mümkündür. (Kamu görevlileri ve memurlar için geçerli değildir.) Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. maddesinin 1. fıkrasının b. bendine göre, birden fazla işverenden tevkif yoluyla vergilendirilmiş ücret alan ve birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı Gelir Vergisi Kanunu’nda yazılı tarifenin ikinci gelir vergisi diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı kesinti yoluyla vergilendirilmiş ücretleri yıllık beyanname ile beyan edilmeyecektir. Ancak, birden sonraki işverenden alınan tevkifata tabi ücretlerin toplamı ikinci gelir dilimini aşması durumunda, ücretlerin tamamı (ilk işverenden alınan ücret de dahil olmak üzere) yıllık beyannameye dahil edilecektir.

Hakkında Datassist Mevzuat Kulübü

Göz atın

Nakit Yemek Parasının SGK İstisnası

Nakit Yemek Parasının SGK İstisnası

Nakit olarak sağlanan yemek paralarının yeni istisna oranı duyuruldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir