İşyerlerinde güvenlik kamerası kullanımı, günümüzde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, işyeri güvenliğinin korunması, hırsızlık ve benzeri olayların önlenmesi, suçların tespiti veya üretim alanlarında risklerin izlenmesi gibi nedenlerle oldukça yaygın hale geldi.
Ancak kamera sistemlerinin yaygınlaşması, çalışanların kişisel verilerinin ve özel hayatlarının korunması bakımından önemli sınırları da beraberinde getiriyor. Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 8 Haziran 2026 tarihli kamuoyu duyurusu da bu nedenle işverenler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir rehber niteliği taşıyor.
KVKK’ya göre işyerinde güvenlik kameralarıyla çalışanların veya işyerine gelen kişilerin görüntülerinin kaydedilmesi, kişisel veri işleme faaliyetidir. Bu nedenle işverenin yalnızca “güvenlik amacıyla kamera koydum” demesi yeterli değildir. Kamera kullanımının hukuki dayanağı bulunmalı, işleme amacı açıkça belirlenmeli ve uygulama ölçülü olmalıdır.
Kamera Kullanımında Amaç Baştan Belirlenmeli
İşverenler bakımından en kritik noktalardan biri, kamera sisteminin hangi amaçla kurulduğunun baştan ve somut şekilde belirlenmesidir.
Örneğin kamera sistemi;
- İşyeri güvenliğini sağlamak,
- İş kazalarını önlemek,
- İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemek,
- Kasa, depo, giriş-çıkış gibi riskli alanlarda güvenliği sağlamak,
- Suçların önlenmesine veya tespitine yardımcı olmak
amacıyla kullanılabilir.
Buna karşılık kameraların çalışanları sürekli gözetlemek, verimli çalışıp çalışmadıklarını kontrol etmek, genel disiplin sağlamak veya performans takibi yapmak amacıyla kullanılması KVKK tarafından meşru amaç kapsamında değerlendirilmemektedir.
Bu ayrım işverenler için oldukça önemlidir. Çünkü kamera sistemi başlangıçta güvenlik amacıyla kurulmuş olsa bile, sonradan çalışanların devam durumu, performansı veya davranışlarının sürekli izlenmesi amacıyla kullanılırsa hukuka aykırı veri işleme gündeme gelebilir.
Ölçülülük İlkesi: Her Alan Kamerayla İzlenemez
KVKK duyurusunda öne çıkan bir diğer başlık ölçülülük ilkesidir. İşveren, kamera kullanımıyla ulaşmak istediği amaca daha az müdahaleci bir yöntemle ulaşabiliyorsa kamera kullanımından kaçınmalı veya kamera sistemini daha sınırlı şekilde tasarlamalıdır.
Kamera konumları, görüş açıları, kayıt kapsamı, yakınlaştırma özellikleri ve izleme sıklığı bu açıdan dikkatle değerlendirilmelidir.
Örneğin giriş-çıkış alanları, depo, kasa bölgesi veya güvenlik riski bulunan üretim alanlarında kamera kullanımı somut ihtiyaca göre makul kabul edilebilir. Buna karşılık işyerinin tamamını kapsayan geniş açılı izleme, çalışanların yüzüne odaklanan sürekli kayıtlar veya çalışanların her hareketinin izlenmesine neden olacak kamera düzenlemeleri ölçülülük bakımından risklidir.
Tuvalet, Soyunma Odası, Mescit ve Dinlenme Alanlarına Kamera Konulmamalı
Çalışanların makul mahremiyet beklentisinin yüksek olduğu alanlarda kamera kullanılması hukuka aykırılık riski taşır.
KVKK duyurusunda özellikle; tuvalet, soyunma odası, mescit, dinlenme alanı gibi özel alanlara kamera sistemi yerleştirilmemesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
Bu alanlarda kamera kullanımı, yalnızca kişisel verilerin korunması açısından değil, özel hayatın gizliliği ve işçinin kişiliğinin korunması bakımından da ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ses Kaydı Özelliği Daha Yüksek Risk Taşır
İşyerlerinde kullanılan bazı kamera sistemleri görüntüyle birlikte ses kaydı da alabilmektedir. Ancak ses kaydı, çalışanların özel hayatına ve iletişim özgürlüğüne çok daha ağır bir müdahale niteliği taşıyabilir.
Bu nedenle ses kayıt özelliği bulunan kameraların kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir. Hukuka uygun gerekçe ve zorunluluk açıkça ortaya konulmadan ses kaydı alınması, ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturabilir.
İşverenlerin uygulamada mümkün olduğunca yalnızca görüntü kaydıyla sınırlı sistemleri tercih etmesi, ses kaydı alınacaksa bunun neden zorunlu olduğunu somut şekilde belgelendirmesi gerekir.
Çalışanlar Mutlaka Aydınlatılmalı
İşyerinde kamera sistemi kullanılıyorsa çalışanların ve kamera kaydı kapsamına giren kişilerin bu konuda bilgilendirilmesi gerekir.
Aydınlatma yükümlülüğü kapsamında en azından;
- Veri sorumlusunun kim olduğu,
- Kamera kaydının hangi amaçla alındığı,
- Kayıtların hangi hukuki sebebe dayanılarak işlendiği,
- Kayıtların kimlere aktarılabileceği,
- Kayıtların ne kadar süreyle saklanacağı,
- İlgili kişilerin KVKK kapsamındaki hakları,
- Başvuru yöntemleri
açık ve anlaşılır şekilde belirtilmelidir.
Uygulamada yalnızca “Bu alan kamera ile izlenmektedir” tabelası kullanılması çoğu zaman tek başına yeterli olmayabilir. Kamera izleme faaliyetine ilişkin detaylı aydınlatma metninin çalışanlara ayrıca sunulması ve işyerinde görünür şekilde erişilebilir olması önemlidir.
Kamera Kayıtlarına Erişim Sınırlı Olmalı
Kamera kayıtlarının kimler tarafından izlenebileceği, hangi durumlarda kayıtlara erişilebileceği ve kayıtların nasıl paylaşılabileceği açıkça belirlenmelidir. Ayrıca işverenler kamera kayıtları için makul bir saklama süresi belirlemeli ve bu süre sonunda kayıtların otomatik olarak silinmesini sağlayacak mekanizmalar kurmalıdır.
Kamera kayıtlarının işyeri içindeki kişilerle gelişigüzel paylaşılması, WhatsApp gruplarına gönderilmesi, sosyal medyada yayımlanması veya yetkisiz kişilere aktarılması ciddi KVKK ihlallerine neden olabilir.
İşverenin Yönetim Hakkı Sınırsız Değildir
İşverenin işyerini yönetme, güvenliği sağlama ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını denetleme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak sınırsız değildir.
İşverenin yönetim hakkı kullanılırken çalışanın kişiliği, özel hayatı, mahremiyet beklentisi ve kişisel verilerinin korunması hakkı gözetilmelidir.
iskanunu.com
